Yemek yemeyi öğrenerek. Yani açken yiyip, doyunca durmalısınız. Vücudun acıkma, doyma ve tokluk sinyallerini dikkate alırsanız, vücut fazla kiloları, ihtiyacı olmadığı için kendiliğinden atıyor. Vücut kalori hesabını doğal bir şekilde kendi yapıyor. Bu hesabı siz dışarıdan diyetlerle yaparsanız, bu doğal mekanizmayı bozuyorsunuz. Bu mekanizma bozulunca da şişmanlarsınız, işte bu yüzden diyet yapanlar şişmanlıyor. Çünkü vücudun sinyalleri yok ediliyor. ınsanlar acıkma, doyma ve tokluk hissini unutuyorlar. Dolayısıyla acıkmadan yiyerek şişmanlıyorlar" diyor Dr. Tunçer.
Peki acıkma, doyma ve tokluk hissi nasıl tekrar öğrenilebilir?
"Zayıflama Diyetleri Çöpe" adlı kitabında acıkma ve doyma alıştırmalarından da söz eden Tunçer, acıkma hissinin 3 günde, doyma hissinin ise en geç 15 gün içinde öğrenilebileccğini söylüyor. Yani fazla kilolardan kurtulmak için, "midenin sesini" dinlemek şart. Tunçer, "Bu işin çözümü, beynin 'palavralardan' ve şişmanlama korkusundan mutlaka arındırılması, acıkma, doyma ve tokluk hissinin ise farkına varılması. Bu sinyalleri dikkate alan kilo sorununu çözcr. Ama bu çözüm gıda ve diyet endüstrisinin hoşuna gitmiyor. Çünkü sadece Amerika'da l milyar dolarlık kazançları ortadan kalkmış olur. Amaçları kilo sorunlarını çözmek değil. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bile 'tokken yiyin' diyor kitabında. Hemen hemen bütün diyetçiler tokken yemeyi öneriyorlar. Eğer tokken yemek yemeye başlarsamz, acıktığınızı nasıl anlayacaksınız? Eğer tokken yerseniz, enerji depolanır. Acıkma sinyallerini de yok etmiş olursunuz" diyor
Diyetin iyisi, kötüsü, hatta bilimseli olmadığından söz ediyor Tunçer. Çünkü enerji kısıtlamasıyla vücuda zayıflama "dayatılıyorsa" hepsi kötüdür. "Bugün sağlıklı, dengeli, bilinçli, bilimsel adlarıyla pazarlanan diyetler, insanların ruh ve beden sağlığına uçuk diyetlerden çok daha zararlı. Uçuk diyeti insan bir kere yapıyor ve yapamadığı zaman bırakıyor. Oysa 'bilimsel' diye pazarlananlarda bunun sağlıklı olduğuna inanıyor, işte bu çok daha kötü. Diyetlerin hiçbiri bilimsel değil. Gazetelerde size bir diyet reçetesi veren bir profesör de olsa, bu reçeteler bilimsel olamaz. Herkes bilimsel bir araştırma çıkarıyor verdikleri diyetle ilgili ve bu araştırmaların hiçbiri birbirine uymuyor. Araştırma bulmaya kalktığınızda örneğin domatesin zayıflattığını da şişmanlattığını da ispatladığını iddia eden her türlü araştırmayı internctte bulursunuz. Herkes kendi ihtiyacına göre araştırmayı buluyor ve insanlara sunuyor" diyor Tunçer.
Diyet yapan şişmanlar
"Dünyada zayıflama diyetine başlayan her 20 kişiden 19'u bir süre sonra mutlaka şişmanlayacak. ıstatistikler ve gözlemler böyle söylüyor. Farklı bir diyete başladığınızda bir şey değişmiyor. Mantık aynı. Sadece ambalaj değişiyor. Diyetlerin yüzde 99'u şişmanlatıyor. diyetler kalıcı zayıflama sağlamıyor. Sağladığını iddia eden varsa çıksın konuşsun. Bir diyetin beş yıl sonra da aynı kiloların korunmasını sağladığı ispat edilmiş tek bir çalışma bile yok" diyen Dr. Tunçer'c göre kalıcı bir kiloya sahip olmak için vücudun bir şekilde uyuyan, daha doğrusu diyetlerle uyutulan doğal mekanizmasını uyandırarak, vücudun beslenmeyle ilgili ayarını tekrar kurmak şart. Bu da acıkma, doyma ve tokluk hissini tekrar tanımakla, öğrenmekle oluyor. Aslında buna, doğru zamanda, doğru dozda, yani sadece acıkınca, vücudun ihtiyacı kadar yemek yemek de diyebiliriz. Uzmanlar doğru yemek yemenin öğrenilebileceğini ve sadece bu şekilde zayıflamanın sağlıklı, en önemlisi de kalıcı olduğunu söylüyorlar
ınsanlara diyet yapmalarını öneren herkese "diyetçi" diyen Dr. Tunçer, "Her besin, vücudun ağırlık dengeleme yeteneği kullanılarak tüketilse, organizma tarafından ihtiyaç kadar alınır" diyor. Organizma alınan enerjiyi hesaplamayı, dengeyi korumayı ve fazla enerjiyi atmayı çok iyi biliyor. Ama siz bunu bilinçle, kendi kafanızla hesaplamaya dengelemeye kalktığınızda her şey çuvallıyor, denge bozuluyor. Diyete başladığınız an, ya da diyet fikri kafanızda doğduğu andan itibaren, vücuttaki kıtlık sinyalini çaldırıyorsunuz ve vücut kendi doğal mekanizmalarını kullanmak yerine tam aksine kıtlık savunma mekanizmalarını kullanmaya başlıyor, çünkü kıtlığa girildiğini zannediyor. Her şeyi depoluyor. Dolayısıyla beslenme davranış bozuklukları ilk andan itibaren başlıyor. Diyet yapacağım diyen bir insanın, diyete başlamadan önce fazla yemeye başlaması bir rastlantı değil. Bu, biyolojik mekanizmaların, organizmanın yaşamda kalma içgüdüsünün kullanmasının bir ifadesi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder